Ana içeriğe atla

Yeteri Kadar Düşün!

Bazı konularda insanları sınıflandırmak mümkün..Ben düşünme konusunda insanların üçe ayrıldığına inanıyorum..Tabi ki bu net bir ayrım değil,yerine göre her sınıfın üyesi olabiliyoruz ama bir genelleme yapabiliriz...Birincisi sadece kendini düşünenler,ikincisi hem kendini hem karşısındakini düşünenler,üçüncüsü ise sadece karşısındakini düşünenler..Hepimiz doğru olanın ikinci grup olduğunu iddia ederiz.Peki kaçımız bunu başarıyor?
Bu üç grubu da ayrı ayrı incelersek sadece kendini düşünen insanlar dostlukta kaybetseler de genellikle işte kazanırlar.Onlar hepimizin içinde var olan bencillik duygusunu doruklarında yaşayanlardır,tek düşündükleri kendi keyif ve çıkarlarıdır..İnsanlar ve durumlar karşısında çoğunlukla pragmatist yaklaştıklarından dolayı kaybetmeyi ve kazanmayı hep bir arada yaşayanlardır.Hem kendini hem karşısındakini düşünenler ise yerine göre davranmayı bilen,olgun,kendini bilen insanlardır..Empati hisleri gelişmiş,hayatı ne kendini ezerek ne de karşısındakini yarı yolda bırakarak geçirenlerdir..Sadece karşısındakini düşünen son grup ise kendilerine bencillerdir..Hep mağdurları oynarlar ve karşısındakileri suçlarlar.Herkesin sadece karşısındakini düşünmesi gerektiğine inanırlar..Kendini düşünmeyeni başkası hiç düşünmez felsefesini benimsemiş biri olarak fazla sevgiden dolayı bu hataya düşebiliyor olsakta biliyoruz ki yanlış..
Oysaki her şeyi ayarda tutabilsek istediğimiz kişi olacağız..
Peki sen şimdi hangi grupta olmak istiyorsun?Olduğun ve istediğin farklıysa bir düşün!..İstediğin yerde ol ve getirilerini kabullen..Önce yeteri kadar düşün!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seni Seçtim Pikachu

Merhabaaa.🙌 Yine bir süre yoktum buralarda.😓 "Yazıyorsun da haber mi vermiyorsun?" diyen herkesi yerim!😍
Çaylar,kahveler alındıysa başlıyorum bugünkü konumuza. Bugün "Hayatın ne kadarı bizim elimizde?" diye bir soralım istiyorum. Bana göre hayat ikiye ayrılıyor. Bir kısmı kader bir kısmı seçimdir.  Kader kısmı (inanabilir veya inanmayabilirsin) elimizde olmayan şeyler. Doğum tarihi, ölüm tarihi, kaza, nerede kimin çocuğu olarak doğacağın vs. Yani aslında hayatın ana hatları denilebilir.  Seçim kısmı da senin verdiğin kararlar, tavırlar, davranışlar vs. Yani ana hatların arasını biz yapıyoruz seçimlerle. Her şeyi mutluluğa bağlayan ben bu konuyu da bağlayacağım elbet. Mutlu olmak, üzgün olmak , sinirli olmak da işini,eşini seçmek gibi bir seçim! Başta saçma gelebilir. O halde seninle bir hayale dalalım. Yeni bir güne başlıyorsun. Bi bakıyorsun okula/işe geç kalmıssın. Tepkin muhtemelen hayata isyan etmek olacak. Neden? Sende bir insansın ve herkes gibi uyuyakala…

Bana Değer

Merhaba! Yine yazmadım ihmal ettim buraları. Ama ben burayı bir bahçe gibi görüyorum. Önce bir şeyler ekmeliyim hayatıma. Filizlenip açacak çiçeklerim olsun ki yazayım buralara. Buradaki her bir yazı belki bir gözlem belki kendime bir not. Bugünkü kendime bir not. Herkesin kendine bırakması gereken bir not..
Kendini sev! Her halinde hem de. Sivilcenle, kilonla, boyunla, tarzınla, hayallerinle, seni sen yapan her şeyinle!
Sen özelsin! Bak çevrene senden başka var mı bir tane daha? Aynı senin gibi görünen, senin gibi düşünen.. Yok işte, bir tane daha sen yok! İşte bu yüzden önemlisin.
Asıl önemli olana geliyorum. Kendine değer ver! Kendine değer verirsen hem kendini sever hem de özel görürsün. Ama öyle laf olsun diye değil. Kendini en değerli görmek zorundasın. Altını çiziyorum bu bir zorunluluk. Kendine değer vermezsen kimse sana değer vermez. Kendini bir başkasından değersiz kılarsan o kişi yarın bir gün kendini değerli kılarsa buna kızamazsın. Ben salak mıyım? Yapar mıyım öyle şey d…

Huzurlu Olma Serüveni 2

Merhaba! Umuyorum ki perşembe gününden beri sağlığın sıhatin iyidir. Yeni bir serüvene başladığımız şu günlerdeki değişimi hissediyor musun? Hissetmiyorsan da ilerleyen yazılarda huzuru daha mümkün kılacağız. Bu enerji bizi bulacak.
Başlık: Kusursuzluğu Kabullenin
Uzun bir konuyla daha beraberiz. Ben kitapta size ne yazdığını değil hep kendi düşüncelerimi aktarıyor olacağım. Bu nedenle benim gibi düşünüyor olmak zorunda değilsin. Beraber huzuru arıyoruz sadece.
Konumuz aslında bizi "mükemmeliyetçilik" kavramının ortasına atıyor. Huzurumuzu kaçıran hep daha iyisi olması gerekliliği dürtüsü hepimizi görmüyor mu? Halbuki bazı şeyleri olduğu gibi kabul etmek gerekmiyor mu? Her zaman daha iyisi mi olmalı? Bunun için çalışmak denemek şahane bir yolken biz neden bunu bir işkence ve kısır bir döngü içinde bırakırız ki? Hep daha iyisi. En iyisi olmalı. Ama bu kime göre neye göre? Sana göre en iyisi sahiden de en iyisi midir ki? Bunca yıldır kendimizi yorduğumuz yeterli. Biz mükemmel…