Ana içeriğe atla

Seni Seçtim Pikachu

Merhabaaa.🙌 Yine bir süre yoktum buralarda.😓 "Yazıyorsun da haber mi vermiyorsun?" diyen herkesi yerim!😍
Çaylar,kahveler alındıysa başlıyorum bugünkü konumuza. Bugün "Hayatın ne kadarı bizim elimizde?" diye bir soralım istiyorum.
Bana göre hayat ikiye ayrılıyor. Bir kısmı kader bir kısmı seçimdir. 
Kader kısmı (inanabilir veya inanmayabilirsin) elimizde olmayan şeyler. Doğum tarihi, ölüm tarihi, kaza, nerede kimin çocuğu olarak doğacağın vs. Yani aslında hayatın ana hatları denilebilir. 
Seçim kısmı da senin verdiğin kararlar, tavırlar, davranışlar vs. Yani ana hatların arasını biz yapıyoruz seçimlerle.
Her şeyi mutluluğa bağlayan ben bu konuyu da bağlayacağım elbet. Mutlu olmak, üzgün olmak , sinirli olmak da işini,eşini seçmek gibi bir seçim! Başta saçma gelebilir. O halde seninle bir hayale dalalım.
Yeni bir güne başlıyorsun. Bi bakıyorsun okula/işe geç kalmıssın. Tepkin muhtemelen hayata isyan etmek olacak. Neden? Sende bir insansın ve herkes gibi uyuyakalabilirsin. Böyle bir durumdaki bazı seçimler geliyor.
a)Ağlamak b)İsyan etmek c)Sinirlenmek d) Sakin olup olabildiğince hızlı hazırlanmak ve"Bunun bana katkısı ne?" diye evrene sormak
İlk uç seçenek sana sadece mutsuzluk getirecek yine de seçim senin!
Daha sonra otobüsü kaçırdın. Peki ya bu daha hayırlıysa? Bunun bana katkısı ne diyip keyfini bozmadan devam etmekte bir seçim sinirden küfür edip isyan etmek de. 
İşte/okulda biriyle tartıştın. Seçimin ne olurdu?
a) Sadece onu suçlamak b) Sadece kendini haklı bulmak c) Ağlamak veya sinirlenmek d) Çözüm yolu bularak keyfini bozmamak 
İşte hep ilk seçenekleri seçip sonra "Neden yaşlanıyorum?" diyoruz.😂😂 
Napıyoruz? Seçimlerimizi değiştiriyoruz. Gülmeyi, keyfimizi kaçırmamayı, çözüm bulmayı, hayata daha pozitif bakmayı seçiyoruz. Yaşlanmıyor ve mutlu yaşıyoruz.🙌
Kaderleriniz güzel seçimleriniz mutluluktan yana olsun! Hoşçakalın.💕

Yorumlar

  1. Sayın blogger tespitlerinize dibine kadar katılıyor konu ile ilgili "sliding doors" adli filmi tavsiye ediyorum. Eski bir filmdir ama bu konuyla ilgili sahane aydinlanma gelir izleyince. Ailecek keyifle okuyoruz. Elinize klavyenize sağlik efenim öpüyoruz😙

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Gökçe Coşkun önerileriniz dikkate en yakın sürede alınacaktır. Biz de ailecek size bayılıyoruz! Gözlerinize dillerinize sağlık,çok öperim.😍😘

      Sil
  2. Güzel bir konuya değinmişsiniz. İnsanoğlu bazen her şeyden şikayet edebiliyor üstelik neyin kendisi için hayırlı olduğunu asla bilemezken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, kesinlikle çok haklısınız. Her şerde bir hayır vardır her zaman. Sadece bunu hemen göremeyebiliriz. Ama zamanla cevabı bize zaten gelecektir. Tepki kontrolü ile her şeyi çözebiliriz.😊 Mutlu kalın!

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bana Değer

Merhaba! Yine yazmadım ihmal ettim buraları. Ama ben burayı bir bahçe gibi görüyorum. Önce bir şeyler ekmeliyim hayatıma. Filizlenip açacak çiçeklerim olsun ki yazayım buralara. Buradaki her bir yazı belki bir gözlem belki kendime bir not. Bugünkü kendime bir not. Herkesin kendine bırakması gereken bir not..
Kendini sev! Her halinde hem de. Sivilcenle, kilonla, boyunla, tarzınla, hayallerinle, seni sen yapan her şeyinle!
Sen özelsin! Bak çevrene senden başka var mı bir tane daha? Aynı senin gibi görünen, senin gibi düşünen.. Yok işte, bir tane daha sen yok! İşte bu yüzden önemlisin.
Asıl önemli olana geliyorum. Kendine değer ver! Kendine değer verirsen hem kendini sever hem de özel görürsün. Ama öyle laf olsun diye değil. Kendini en değerli görmek zorundasın. Altını çiziyorum bu bir zorunluluk. Kendine değer vermezsen kimse sana değer vermez. Kendini bir başkasından değersiz kılarsan o kişi yarın bir gün kendini değerli kılarsa buna kızamazsın. Ben salak mıyım? Yapar mıyım öyle şey d…

Huzurlu Olma Serüveni 2

Merhaba! Umuyorum ki perşembe gününden beri sağlığın sıhatin iyidir. Yeni bir serüvene başladığımız şu günlerdeki değişimi hissediyor musun? Hissetmiyorsan da ilerleyen yazılarda huzuru daha mümkün kılacağız. Bu enerji bizi bulacak.
Başlık: Kusursuzluğu Kabullenin
Uzun bir konuyla daha beraberiz. Ben kitapta size ne yazdığını değil hep kendi düşüncelerimi aktarıyor olacağım. Bu nedenle benim gibi düşünüyor olmak zorunda değilsin. Beraber huzuru arıyoruz sadece.
Konumuz aslında bizi "mükemmeliyetçilik" kavramının ortasına atıyor. Huzurumuzu kaçıran hep daha iyisi olması gerekliliği dürtüsü hepimizi görmüyor mu? Halbuki bazı şeyleri olduğu gibi kabul etmek gerekmiyor mu? Her zaman daha iyisi mi olmalı? Bunun için çalışmak denemek şahane bir yolken biz neden bunu bir işkence ve kısır bir döngü içinde bırakırız ki? Hep daha iyisi. En iyisi olmalı. Ama bu kime göre neye göre? Sana göre en iyisi sahiden de en iyisi midir ki? Bunca yıldır kendimizi yorduğumuz yeterli. Biz mükemmel…