Ana içeriğe atla

Felaket Senaryoları

Hayatımızın hemen hemen her günü içimizde korkularla başlıyoruz..Daha evden çıkarken ya işime/okuluma geç kalırsam?Karşıdan karşıya geçerken ya araba çarparsa,bir arkadaşınız şunu unutma dediğinde ya unutursam?
Hep aklımızda kötü düşünceler dolaşmıyor mu?En basit olaylarda dahi..Halbuki bir çok kez korktuğumuz gibi sonuçlanmaz ama yine de bu düşünceleri bırakamıyoruz..Hatta bazılarımız  bu düşünceleri kurup,büyütüp,inanıp,telaşlanıyor..Dışarıdan saçma ve komik görünüyor belki ama sende gün içinde yapıyorsun bunu..Hepimiz cebimize elimizi attığımızda telefonumuz gelmiyorsa bir panik yaşamıyor muyuz :) Çünkü yine kötü ihtimale koşuyoruz. Kayboldu!!..Halbuki ya çantandadır ya da arka cebinde..Bazen gerçekten kaybolur ama o zaman panik yapıp üzülmek daha mantıklı değil mi?Diğer türlü yaptığımız tek şey kendimizi gereksiz yere üzmek,yormak..
Belki bu şekilde içten içe kötüye hazırlama mekanizması kuruyoruz kendimize ama bu da fazlasıyla yormuyor mu?Belki onları yaşasak bu kadar yormayacak..Eğer çok önemli bir konu ise kötü ihtimali düşünüp önlem almak gerekli lakin biz her konuda felaket senaryoları kuruyoruz..
Anlık tepkileri değiştiremeyiz belki ama artık uzun vadeli konularda  "ya şöyle olursa?" demek yerine bırak olursa o zaman düşünürüz demeyi öğretmeliyiz kendimize..Bunun yanında her şey güzel olacak demeyi..
Beynimizi o kötü düşüncelerden arındırıp,rahatlatmalıyız..Sırf bu şekilde dahi unutkanlıklar,yanlışlıklar azalacak ve bir çok korku ortadan kalkacak ..
Bırakalım hayat getirsin bize iyiyi de kötüyü de..Kötü düşündüğümüz an hayırlısı deyip geçelim..Hayat insana kaldıramayacağı güçlüğü vermezmiş..Buna inanalım..Olmamış şeylerin olasılıklarına üzülmeyelim..Çünkü her şey güzel olmasa da en doğrusu olacak ..Hep en hayırlısı ..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seni Seçtim Pikachu

Merhabaaa.🙌 Yine bir süre yoktum buralarda.😓 "Yazıyorsun da haber mi vermiyorsun?" diyen herkesi yerim!😍
Çaylar,kahveler alındıysa başlıyorum bugünkü konumuza. Bugün "Hayatın ne kadarı bizim elimizde?" diye bir soralım istiyorum. Bana göre hayat ikiye ayrılıyor. Bir kısmı kader bir kısmı seçimdir.  Kader kısmı (inanabilir veya inanmayabilirsin) elimizde olmayan şeyler. Doğum tarihi, ölüm tarihi, kaza, nerede kimin çocuğu olarak doğacağın vs. Yani aslında hayatın ana hatları denilebilir.  Seçim kısmı da senin verdiğin kararlar, tavırlar, davranışlar vs. Yani ana hatların arasını biz yapıyoruz seçimlerle. Her şeyi mutluluğa bağlayan ben bu konuyu da bağlayacağım elbet. Mutlu olmak, üzgün olmak , sinirli olmak da işini,eşini seçmek gibi bir seçim! Başta saçma gelebilir. O halde seninle bir hayale dalalım. Yeni bir güne başlıyorsun. Bi bakıyorsun okula/işe geç kalmıssın. Tepkin muhtemelen hayata isyan etmek olacak. Neden? Sende bir insansın ve herkes gibi uyuyakala…

Bana Değer

Merhaba! Yine yazmadım ihmal ettim buraları. Ama ben burayı bir bahçe gibi görüyorum. Önce bir şeyler ekmeliyim hayatıma. Filizlenip açacak çiçeklerim olsun ki yazayım buralara. Buradaki her bir yazı belki bir gözlem belki kendime bir not. Bugünkü kendime bir not. Herkesin kendine bırakması gereken bir not..
Kendini sev! Her halinde hem de. Sivilcenle, kilonla, boyunla, tarzınla, hayallerinle, seni sen yapan her şeyinle!
Sen özelsin! Bak çevrene senden başka var mı bir tane daha? Aynı senin gibi görünen, senin gibi düşünen.. Yok işte, bir tane daha sen yok! İşte bu yüzden önemlisin.
Asıl önemli olana geliyorum. Kendine değer ver! Kendine değer verirsen hem kendini sever hem de özel görürsün. Ama öyle laf olsun diye değil. Kendini en değerli görmek zorundasın. Altını çiziyorum bu bir zorunluluk. Kendine değer vermezsen kimse sana değer vermez. Kendini bir başkasından değersiz kılarsan o kişi yarın bir gün kendini değerli kılarsa buna kızamazsın. Ben salak mıyım? Yapar mıyım öyle şey d…

BİR AN

Bu kez uzun bir otobüs yolculuğunda yazıyorum.. Uzun bir yol, dingin bir müzik.. Gidiyor yol, bitmeyecek gibi..
Yol bitmiyor da biten şeyler var hayatta. Ömür mesela. Bunu fark etmek için illa birinin hasta olması veya ölmesi mi gereklidir ki? Her an patlayacak bir bomba misali yanı başımızda beklemiyor mudur?
Sağlık mesela. Bitmese de bozulan bir yapı. Peki ya sağlığa şükretmek için hep hasta veya engelli mi görmek gerekir? Gerçek şükür bu mudur ki?
Bir şeyleri fark etmemiz için hep bir şeyler görmek, duymak zorunda mıyız?
Şu an hala nefes alıyorken çeksek en büyük nefesimizi.. İki kelime süzülse dilimizden .. "Çok şükür!" Sonra hala var olan sağlık sorunlarına rağmen bin beterleri için de bi "Şükür" desek.. Hep buna şükür! Belki o zaman o gitmeyen kara bulutlarımız dağılır, yaşadığımız o "anın" tadına varırdık. Evet, o hala nefes aldığın kısacık an. Geri gelmeyen, sadece senin olan.
Belki de hayat sadece bir an.  Biz onu bu denli karmaşıklaştırıyoruz. …