Ana içeriğe atla

Senin Doğrun

Merhabaaa!! Madem yaz tatili başladı buraya bol bol yeni yazı ekleme planım var! Lütfen yorumlarınızı bana iletin! Şimdi bugünün konusuna geçelim!
Gün içerisinde sürekli dış etkilere maruz kalan bir sen var. Sen olmaya, doğruyu bulmaya çalıştığın her an beyninin içine girmeye çalışan insanlar ve fikirleri. Binlerce insan ve binlerce fikir…
Bunu biraz daha somutlaştıralım.. Diyelim ki bir derdin var. Ne yapacağından emin değilsin. Doğruyu bulmak istiyorsun. Mutlak bir doğru yok ise de en azından vicdanının doğru diyebileceğini arıyorsun. Evet, çevrendeki herkes sana yardımcı olmak istiyor. Ama ne yazık ki bu bazen yarar bazense zarar oluyor. Eğer sen, kendi doğrularını oluşturmuş biriysen bu fikirler sana sadece yol göstereceğinden yardımcı olacak. Lakin sen kendi doğrularını henüz oluşturamadıysan her insandan etkilenip o an yanındakinin doğrusuyla ilerliyor ve başka biriyle birlikte olduğunda onun doğrularının peşinden gidiyorsan tüm bu fikirler senin için zarar olacak. Her insanın fikri farklı, yerine göre herkes haklı ve herkes kendince doğru. Çünkü az öncede bahsettiğim gibi birçok konuda mutlak bir doğru yok.(Mutlak doğru dediğim herkesçe aynı kabul edilen doğrular.) Bu nedenle her insanın aklına, fikrine göre hareket edemezsin. Zaten her zaman yanında birileri de olmayabilir.
Önce “kendi doğrularımızı” belirlemeliyiz. Sana göre doğru ve sana göre yanlış ana unsurlar olmalı. Bazı noktalarda elbette destek alacağız. Ama denilene körü körüne uygulamadan, kendi duygularımıza harmanlayarak ve vicdan süzgecinden geçirerek doğruya ulaşmalıyız. Doğru senin doğrun, gerisi destek olmalı. Böylece de destekli bir dal gibi doğru yolda ilerleyeceğiz.. Doğru yollardan gitmek dileğiyle..Hoşçakal ☺👋

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seni Seçtim Pikachu

Merhabaaa.🙌 Yine bir süre yoktum buralarda.😓 "Yazıyorsun da haber mi vermiyorsun?" diyen herkesi yerim!😍
Çaylar,kahveler alındıysa başlıyorum bugünkü konumuza. Bugün "Hayatın ne kadarı bizim elimizde?" diye bir soralım istiyorum. Bana göre hayat ikiye ayrılıyor. Bir kısmı kader bir kısmı seçimdir.  Kader kısmı (inanabilir veya inanmayabilirsin) elimizde olmayan şeyler. Doğum tarihi, ölüm tarihi, kaza, nerede kimin çocuğu olarak doğacağın vs. Yani aslında hayatın ana hatları denilebilir.  Seçim kısmı da senin verdiğin kararlar, tavırlar, davranışlar vs. Yani ana hatların arasını biz yapıyoruz seçimlerle. Her şeyi mutluluğa bağlayan ben bu konuyu da bağlayacağım elbet. Mutlu olmak, üzgün olmak , sinirli olmak da işini,eşini seçmek gibi bir seçim! Başta saçma gelebilir. O halde seninle bir hayale dalalım. Yeni bir güne başlıyorsun. Bi bakıyorsun okula/işe geç kalmıssın. Tepkin muhtemelen hayata isyan etmek olacak. Neden? Sende bir insansın ve herkes gibi uyuyakala…

Bana Değer

Merhaba! Yine yazmadım ihmal ettim buraları. Ama ben burayı bir bahçe gibi görüyorum. Önce bir şeyler ekmeliyim hayatıma. Filizlenip açacak çiçeklerim olsun ki yazayım buralara. Buradaki her bir yazı belki bir gözlem belki kendime bir not. Bugünkü kendime bir not. Herkesin kendine bırakması gereken bir not..
Kendini sev! Her halinde hem de. Sivilcenle, kilonla, boyunla, tarzınla, hayallerinle, seni sen yapan her şeyinle!
Sen özelsin! Bak çevrene senden başka var mı bir tane daha? Aynı senin gibi görünen, senin gibi düşünen.. Yok işte, bir tane daha sen yok! İşte bu yüzden önemlisin.
Asıl önemli olana geliyorum. Kendine değer ver! Kendine değer verirsen hem kendini sever hem de özel görürsün. Ama öyle laf olsun diye değil. Kendini en değerli görmek zorundasın. Altını çiziyorum bu bir zorunluluk. Kendine değer vermezsen kimse sana değer vermez. Kendini bir başkasından değersiz kılarsan o kişi yarın bir gün kendini değerli kılarsa buna kızamazsın. Ben salak mıyım? Yapar mıyım öyle şey d…

Huzurlu Olma Serüveni 2

Merhaba! Umuyorum ki perşembe gününden beri sağlığın sıhatin iyidir. Yeni bir serüvene başladığımız şu günlerdeki değişimi hissediyor musun? Hissetmiyorsan da ilerleyen yazılarda huzuru daha mümkün kılacağız. Bu enerji bizi bulacak.
Başlık: Kusursuzluğu Kabullenin
Uzun bir konuyla daha beraberiz. Ben kitapta size ne yazdığını değil hep kendi düşüncelerimi aktarıyor olacağım. Bu nedenle benim gibi düşünüyor olmak zorunda değilsin. Beraber huzuru arıyoruz sadece.
Konumuz aslında bizi "mükemmeliyetçilik" kavramının ortasına atıyor. Huzurumuzu kaçıran hep daha iyisi olması gerekliliği dürtüsü hepimizi görmüyor mu? Halbuki bazı şeyleri olduğu gibi kabul etmek gerekmiyor mu? Her zaman daha iyisi mi olmalı? Bunun için çalışmak denemek şahane bir yolken biz neden bunu bir işkence ve kısır bir döngü içinde bırakırız ki? Hep daha iyisi. En iyisi olmalı. Ama bu kime göre neye göre? Sana göre en iyisi sahiden de en iyisi midir ki? Bunca yıldır kendimizi yorduğumuz yeterli. Biz mükemmel…