Ana içeriğe atla

Gerçek Sen

Merhaba!Hayat hepimize her gün yeni bir şeyler katıyor..Son zamanların bana kattığı en büyük ders "Hiç kimse için değişme! oldu.Biliyorum böyle şeyler yaşanmadan pek de anlaşılmıyor..Zaten benim amacım da bunu size öğretmek değil.. Reelde herkes biliyor bunu..Önemli olan pratikte uygulayabilmek!
Seni yine bir hayale davet ediyorum..
Şimdi karşı cinsten birinden hoşlandığını varsayalım.O kişi senden hoşlanmıyor veya onun  sana karşı hislerinden emin değilsin..Bir çok kişi gibi sen de hoşlansın diye uğraşacaksın.. Onun istediği gibi giyinecek,onun sevdiği gibi davranacak,onun istediği kişi olmaya çalışacaksın..Bir çok yönüyle hiç de sana benzemeyen bir başkasını yaratacaksın..Bunu yakınların fark edecek ama ilginçtir ki sen fark etmeyeceksin..Çünkü bunu içinden bir güç sen farkında olmadan yaptıracak..Belki de senin yönetiminde dahi olmayacak taa ki sen fark edene kadar..Sonra bu sana benzemeyen kişiyi ona tanıtacaksın..Bir ihtimal bu şekilde o kişiyi etkiledin diyelim..Peki ne olacak biliyor musun?Hiç de sen olmayan senle bir ilişkiye başlayacak..Başta her şey güzel olacak..Peki ya sonra?Sıkılacaksın başkası olmaktan.."Yeter ya beni seven böyle sevsin!"diyeceksin.Ama işte bunu fark etmek için geç bir zaman olacak.Sen kendin gibi davranacaksın ve karşındaki sana "Sen çok değiştin!Artık seni tanıyamıyorum!"diyecek.Sonu tartışmalar sonu ayrılık.. İki taraf da mutsuz..
Şimdi ise bir diğer hayale geçelim..
Yeni bir ortama girdin..Herkes seni sevsin en azından bir kaç kişiyle aram iyi olsun düşüncesindesin..Herkes de bu düşüncede..Herkes çok tatlı,herkes çok iyi görünüyor..Sanki herkesle arkadaş hatta daha ötesi olabileceksin gibi görünüyor.Peki sonunda ne oluyor?Koskoca topluluktan sadece bir kişiyle arkadaş oluyorsun bazen o bir kişi dahi çıkmıyor..Ama başta herkes tatlıydı?Çünkü hiç kimse kendisi değildi herkes bir maskenin ardına saklanmıştı..Herkes kendini sevdirmek için olmadığı bedenlerde,yapmayacağı davranışlardaydı..
Peki gerek var mıydı tüm bunlara?Herkes seni sevmek zorunda mıydı?O kişi sen bile değildin ki..Olduğun gibi sırf sensin diye sevilseydin?Gerçek sevilme o değil miydi?
Sözümüz neydi?Hiç kimse için değişme!Sen ol,neysen o!Yerine göre davran ama özel hayatında sen ol!Bırak böyle sevilme veya sevil..Gerçek seni sevenler seninle olsun..Maskeli davrandığında zaten sen değil masken sevilecek.At o maskeyi!Kendin ol kendin kal ve hiç değişme!Çünkü en güzel böylesin .Çünkü en mutlu böyle olacaksın..Çünkü sadece gerçek sen gerçek sevgiyi bulacak ..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bana Değer

Merhaba! Yine yazmadım ihmal ettim buraları. Ama ben burayı bir bahçe gibi görüyorum. Önce bir şeyler ekmeliyim hayatıma. Filizlenip açacak çiçeklerim olsun ki yazayım buralara. Buradaki her bir yazı belki bir gözlem belki kendime bir not. Bugünkü kendime bir not. Herkesin kendine bırakması gereken bir not..
Kendini sev! Her halinde hem de. Sivilcenle, kilonla, boyunla, tarzınla, hayallerinle, seni sen yapan her şeyinle!
Sen özelsin! Bak çevrene senden başka var mı bir tane daha? Aynı senin gibi görünen, senin gibi düşünen.. Yok işte, bir tane daha sen yok! İşte bu yüzden önemlisin.
Asıl önemli olana geliyorum. Kendine değer ver! Kendine değer verirsen hem kendini sever hem de özel görürsün. Ama öyle laf olsun diye değil. Kendini en değerli görmek zorundasın. Altını çiziyorum bu bir zorunluluk. Kendine değer vermezsen kimse sana değer vermez. Kendini bir başkasından değersiz kılarsan o kişi yarın bir gün kendini değerli kılarsa buna kızamazsın. Ben salak mıyım? Yapar mıyım öyle şey d…

Seni Seçtim Pikachu

Merhabaaa.🙌 Yine bir süre yoktum buralarda.😓 "Yazıyorsun da haber mi vermiyorsun?" diyen herkesi yerim!😍
Çaylar,kahveler alındıysa başlıyorum bugünkü konumuza. Bugün "Hayatın ne kadarı bizim elimizde?" diye bir soralım istiyorum. Bana göre hayat ikiye ayrılıyor. Bir kısmı kader bir kısmı seçimdir.  Kader kısmı (inanabilir veya inanmayabilirsin) elimizde olmayan şeyler. Doğum tarihi, ölüm tarihi, kaza, nerede kimin çocuğu olarak doğacağın vs. Yani aslında hayatın ana hatları denilebilir.  Seçim kısmı da senin verdiğin kararlar, tavırlar, davranışlar vs. Yani ana hatların arasını biz yapıyoruz seçimlerle. Her şeyi mutluluğa bağlayan ben bu konuyu da bağlayacağım elbet. Mutlu olmak, üzgün olmak , sinirli olmak da işini,eşini seçmek gibi bir seçim! Başta saçma gelebilir. O halde seninle bir hayale dalalım. Yeni bir güne başlıyorsun. Bi bakıyorsun okula/işe geç kalmıssın. Tepkin muhtemelen hayata isyan etmek olacak. Neden? Sende bir insansın ve herkes gibi uyuyakala…

BİR AN

Bu kez uzun bir otobüs yolculuğunda yazıyorum.. Uzun bir yol, dingin bir müzik.. Gidiyor yol, bitmeyecek gibi..
Yol bitmiyor da biten şeyler var hayatta. Ömür mesela. Bunu fark etmek için illa birinin hasta olması veya ölmesi mi gereklidir ki? Her an patlayacak bir bomba misali yanı başımızda beklemiyor mudur?
Sağlık mesela. Bitmese de bozulan bir yapı. Peki ya sağlığa şükretmek için hep hasta veya engelli mi görmek gerekir? Gerçek şükür bu mudur ki?
Bir şeyleri fark etmemiz için hep bir şeyler görmek, duymak zorunda mıyız?
Şu an hala nefes alıyorken çeksek en büyük nefesimizi.. İki kelime süzülse dilimizden .. "Çok şükür!" Sonra hala var olan sağlık sorunlarına rağmen bin beterleri için de bi "Şükür" desek.. Hep buna şükür! Belki o zaman o gitmeyen kara bulutlarımız dağılır, yaşadığımız o "anın" tadına varırdık. Evet, o hala nefes aldığın kısacık an. Geri gelmeyen, sadece senin olan.
Belki de hayat sadece bir an.  Biz onu bu denli karmaşıklaştırıyoruz. …