Ana içeriğe atla

Yaz Çiz Karala

Ben hissetmeden yazabilen biri değilim.Bir durum,bir olay sonucu hislerimi yazmak beni en rahatlatan şeydir..
Küçükken evde firmalardan gelen ajandalar olurdu,benimde vardı.Kimisi karalama için,kimisi ders notu için kimisi de hislerimi yazmak için..Tabi o zamanlar dertlerim,düşüncelerim yoktu anneme kızmış olmam veya arkadaşıma kırılmış olmam yazılabilir hislerdi.Yazmak beni öyle rahatlatırdı ki bütün sinirimi,üzüntümü alır götürürdü..Çünkü yazmak,hisleri kelimelere dökmek yaşananların daha olağan olduğunu hissettirir..Herkesin hislerini aktarma şekli farklıdır..Kimi yazarak,kimi resim yaparak kimi ağlayarak,kimi uyuyarak,kimi de dans ederek ..Çünkü insanız..Bazen çok yüksek duygu yoğunluğuna ulaşıyoruz ve birilerine anlatmak yeterli olmuyor..Önemli olan seni neyin rahatlattığını bulmak..
Ben kötü giden bir durum varsa ve bunu unutmak istiyorsam resim çizerim.Çünkü resim çizmek o anlık tüm duygu ve düşüncelerini unutturur ve kendi dünyasına hapseder.Yazmak ise tam tersidir.Hislerini düşüncelerini sonuna kadar hissetmek..Bu nedenle kötü anlarımda resim,his yoğunluğumu yazı ile nötrlüyorum..
İnsan hayattaki onca dert,düşünce içinde boğulduğu havuzundan çıkıp rahatlayacak bir eylem bulmalı..Hislerini unutup,fırlatacağı!Yazın,çizin,karalayın!!Ama bu hayatın yoğunluğunu içinizde barındırmayın ..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bana Değer

Merhaba! Yine yazmadım ihmal ettim buraları. Ama ben burayı bir bahçe gibi görüyorum. Önce bir şeyler ekmeliyim hayatıma. Filizlenip açacak çiçeklerim olsun ki yazayım buralara. Buradaki her bir yazı belki bir gözlem belki kendime bir not. Bugünkü kendime bir not. Herkesin kendine bırakması gereken bir not..
Kendini sev! Her halinde hem de. Sivilcenle, kilonla, boyunla, tarzınla, hayallerinle, seni sen yapan her şeyinle!
Sen özelsin! Bak çevrene senden başka var mı bir tane daha? Aynı senin gibi görünen, senin gibi düşünen.. Yok işte, bir tane daha sen yok! İşte bu yüzden önemlisin.
Asıl önemli olana geliyorum. Kendine değer ver! Kendine değer verirsen hem kendini sever hem de özel görürsün. Ama öyle laf olsun diye değil. Kendini en değerli görmek zorundasın. Altını çiziyorum bu bir zorunluluk. Kendine değer vermezsen kimse sana değer vermez. Kendini bir başkasından değersiz kılarsan o kişi yarın bir gün kendini değerli kılarsa buna kızamazsın. Ben salak mıyım? Yapar mıyım öyle şey d…

Seni Seçtim Pikachu

Merhabaaa.🙌 Yine bir süre yoktum buralarda.😓 "Yazıyorsun da haber mi vermiyorsun?" diyen herkesi yerim!😍
Çaylar,kahveler alındıysa başlıyorum bugünkü konumuza. Bugün "Hayatın ne kadarı bizim elimizde?" diye bir soralım istiyorum. Bana göre hayat ikiye ayrılıyor. Bir kısmı kader bir kısmı seçimdir.  Kader kısmı (inanabilir veya inanmayabilirsin) elimizde olmayan şeyler. Doğum tarihi, ölüm tarihi, kaza, nerede kimin çocuğu olarak doğacağın vs. Yani aslında hayatın ana hatları denilebilir.  Seçim kısmı da senin verdiğin kararlar, tavırlar, davranışlar vs. Yani ana hatların arasını biz yapıyoruz seçimlerle. Her şeyi mutluluğa bağlayan ben bu konuyu da bağlayacağım elbet. Mutlu olmak, üzgün olmak , sinirli olmak da işini,eşini seçmek gibi bir seçim! Başta saçma gelebilir. O halde seninle bir hayale dalalım. Yeni bir güne başlıyorsun. Bi bakıyorsun okula/işe geç kalmıssın. Tepkin muhtemelen hayata isyan etmek olacak. Neden? Sende bir insansın ve herkes gibi uyuyakala…

BİR AN

Bu kez uzun bir otobüs yolculuğunda yazıyorum.. Uzun bir yol, dingin bir müzik.. Gidiyor yol, bitmeyecek gibi..
Yol bitmiyor da biten şeyler var hayatta. Ömür mesela. Bunu fark etmek için illa birinin hasta olması veya ölmesi mi gereklidir ki? Her an patlayacak bir bomba misali yanı başımızda beklemiyor mudur?
Sağlık mesela. Bitmese de bozulan bir yapı. Peki ya sağlığa şükretmek için hep hasta veya engelli mi görmek gerekir? Gerçek şükür bu mudur ki?
Bir şeyleri fark etmemiz için hep bir şeyler görmek, duymak zorunda mıyız?
Şu an hala nefes alıyorken çeksek en büyük nefesimizi.. İki kelime süzülse dilimizden .. "Çok şükür!" Sonra hala var olan sağlık sorunlarına rağmen bin beterleri için de bi "Şükür" desek.. Hep buna şükür! Belki o zaman o gitmeyen kara bulutlarımız dağılır, yaşadığımız o "anın" tadına varırdık. Evet, o hala nefes aldığın kısacık an. Geri gelmeyen, sadece senin olan.
Belki de hayat sadece bir an.  Biz onu bu denli karmaşıklaştırıyoruz. …